7 Kasım 2010 Pazar

SOSYAL BİLİMLERDE METODOLOJİK YANLIŞLIKLAR

Ekonomi biliminde gözlemlenen birçok methodolojik yanlışlıklar diğer Sosyal Bilim başlığı altında olan bilim dallarında da gözlemlenmektedir.

Yanlış methodoloji uygulayan meslektaşlarımı ben "MAKİNE MÜHENDİSİ"olarak adlandırıyorum.
 
Sosyal Bilimlerde MAKİNA MÜHENDİSİNİN (makine mühendisliği yaklaşımının !) yeri nedir ?

2 Kasım 2010 Salı

DEVLET (LEVİATHAN) ARACILIĞIYLA NELER YAPABİLİRİZ ?

1. AKSİYOM: "Ülkem benim için ne yapabilir"; bu ifade devletin patron, yurttaşın ise onun bekçiliği altında olduğu anlamı çıkar ki bu görüş veya düşünce özgür insanın kendi yazgısından sorumlu olduğu inancına ters düşer. 2. AKSİYOM: "Ülkem için neler yapabilirim"; bu ifade bireye görev yükleyen bir ifadedir. Devlet efendi, yurttaşın da hizmetkar veya adanmış anlamına gelen bir ifadedir. Özgür bir insan için ülkesi, onu oluşturan bireylerin toplamıdır; bireylerin üzerinde ve onları aşan bie şey değildir. Bireyler ortak ulusal mirastan gurur duyması ve ortak toplumsal geleneklere sadık kalmalıdır. 3. AKSİYOM: Özgür insan ne "ülkesinin onun için neler yapabileceğini", ne de kendisinin "ülkesi için neler yapabileceğini" sorar. Bunun yerine, 4. AKSİYOM: Ben ve diğer yurttaşlar veya vatandaşlar bireysel sorumluluklarımızı yerine getirmeyi kolaylaştırmak için, çeşitli hedef ve amaçlarımızı gerçekleştirmek ve hepsinden önemlisi, özgürlüğümüzün korunması için DEVLET (LEVİATHAN) aracılığıyla neler yapabiliriz diye soru sorar. 5. AKSİYOM: Yarattığımız devletin, özgürlüğümüzün korunması için kurduğumuz hükümetin o özgürlüğü yok edici bir DEV'e dönüşmemesini nasıl sağlayabiliriz diye soru sorar.

SONUÇ:
(LEVİATHAN) canavarı, yani sınırsız güce sahip DEV(LET), ülkede hak ve özgürlüklerin koruyucusu olarak değil, hak ve özgürlüklerin ihlalcisi haline gelmiştir.

Herkes ülkede insanların hak ve özgürlüğünün Devlet (LAVİATHAN) tarafından ihlal edildiğinin, bilincindedir. Ancak, hiç kimse bu sınırsız gücün (Leviatha'nın) nasıl durdurulacağını bilmemektedir....!

İnsanların hak ve özgürlüklerimizi korumak için oluşturulan KKTC devleti zamanla büyüdü ve gelişti, büyük bir LEVİATHAN oldu. Devlet (LEVİATHAN) büyüdükçe hak ve özgürlüklerimizde o ölçüde küçüldü. İşte alın size KKTC DEVLETİ; SINIRSIZ DEVLET, SINIRSIZ GÜÇ !

Kaynak:
1. Milton Friedman, "Kapitalizm ve Özgürlük", çevirim yılı: 2008. 

30 Ekim 2010 Cumartesi

Methodological Categories In Economics

Economics is NOT the economizing process. Economics is all systematized knowledge concerns with the market phenomena that brought about by the mutual adjustment of many individual economies within the rules of the law of property, tort, and contract. The element of chance is inseparable from the operation of the market as the elements of skill, capacities, and tastes.

1. Logic of economic choice
2. Abstract science of economic behaviour
3. Predictive science of economic behaviour

AKADEMİK ARAŞTIRMA: (ACADEMIC SEARCH ENGINES)

Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi

Article Search Engine
 
Goggle Scholar


Search Engines

25 Ekim 2010 Pazartesi

BANKALARDA RİSK ODAKLI KURUMSAL YÖNETİŞİM: YENİ “BIS” PRENSİPLERİ

“The Bank for International Settlements” (BIS) tarafından bankalarda “Kurumsal Yönetişimin Geliştirilmesi Prensipleri” adı altında bir belge yayımlamıştır. Bu belgenin temelini OECD tarafından 2004 yılında ve BIS tarafından geliştirilerek 2006 yılında yayımlanan kurumsal yönetişim prensipleri oluşturmaktadır:

Prensip 1
Banka’ya ilişkin tüm sorumluluk Yönetim Kuruluna aittir. Bu sorumluluk, bankanın stratejik hedefleri, risk stratejisi, kurumsal yönetişim ve kurumsal değerlere ait uygulamalarının onaylanması ve gözetiminin yanında, bu konularla ilgili olarak üst düzey yöneticilerin gözetimini de kapsar.

Prensip 2
Yönetim Kurulu üyeleri bulundukları pozisyonun gerektirdiği niteliklere sahip olmalı ve -gerekmesi halinde eğitim alarak- bunu sürdürmelidir. Yönetim Kurulu üyeleri kurumsal yönetişim sürecindeki sorumluluklarını açık bir şekilde anlamalı, banka faaliyetlerini objektif olarak icra etmeli ve sonuçlarını değerlendirmelidir.

Prensip 3
Yönetim Kurulu, kendi faaliyetleri için de uygun yönetişim uygulamalarını tanımlamalı, bunların takibine ve periodik olarak incelenerek iyileştirilmesine imkan veren araçlara sahip olmalıdır.

Prensip 4
Grup şeklindeki yapılanmalarda, ana şirket konumunda olan Bankanın Yönetim Kurulu, Grubun kurumsal yönetişiminin sorumlusu olarak, yönetişim politika ve mekanizmalarının; yapıya, faaliyete ve riske uygun olarak, tüm grup ve ortaklıkları genelinde, yeterli olarak uygulanmasını temin etmekle yükümlüdür.

Prensip 5
Yönetim Kurulu’nun direktifleri doğrultusunda, üst düzey yöneticiler faaliyetlerin, Yönetim Kurulu’nun belirlediği; strateji, risk iştahı (toleransı) ve politikalara uygun olarak yürütülmesini sağlamalıdır.

Prensip 6
Bankalar, bir sorumlu tarafından yönetilen bağımsız bir risk yönetimi fonksiyonuna sahip olmalıdır. Bu fonksiyon gerekli olan yetki, büyüklük, bağımsızlık ve Yönetim Kurulu’na erişim imkanına sahip olmalıdır.

Prensip 7
Riskler sürekli olarak kurumsal ve bölümsel bazda belirlemeli ve izlenmelidir. Bankanın risk yönetim ve iç kontrol altyapısı, bankanın risk profili ve dışsal risklerdeki değişikliklere paralel olarak güncellenmelidir.

Prensip 8
Etkili bir risk yönetimi, risk hakkındaki bilgilerin gerek banka genelini kapsayacak şekilde gerekse Yönetim Kurulu ve üst düzey yöneticilere yapılan raporlamalar yoluyla etkin bir biçimde iletişiminin sağlanmasıyla gerçekleşir.

Prensip 9
Yönetim Kurulu ve üst düzey yönetim; iç denetim, iç kontrol ve bağımsız denetim fonksiyonlarının gerçekleştirdiği çalışmalardan etkili bir şekilde faydalanmalıdır.

Prensip 10
Yönetim Kurulu, bankanın ücretlendirme (maaş, ikramiye ve primler) sisteminin tasarım ve işletimini aktif bir biçimde gözetime tabi tutmalı ve ücretlendirme sisteminin istenilen şekilde işlemesini sağlamak amacıyla izlemeli ve incelemelidir.

Prensip 11
Bir çalışana verilen ücretlerin toplamı; çalışanın aldığı tüm risklerle ölçülü, ilişkili ve uyumlu olmalıdır. Yapılan ücretlendirmenin sonuçları ile riskin sonuçları arasında simetri bulunmalı, ücret ödeme takvimi riskin zaman içindeki gelişimine duyarlı olmalı ve ücretlendirmenin içeriği de (nakit, hisse ya da diğer araçlardan oluşan karışım) riskle ilişkilendirilmelidir.

Prensip 12
Yönetim Kurulu ve üst düzey yönetim, bankanın operasyonel yapısını ve bu yapının karşı karşıya olduğu riskler karşısındaki durumunu bilmesi ve anlaması gerekmektedir.

Prensip 13
Bir banka yasalardan kaynaklanan nedenlerle özel bir amaca hizmet ediyor yada özel bir amaca hizmet eden yapılar barındırıyor, ve bu nedenle şeffaflık sağlayamıyor ya da uluslararası bankacılık standartlarını karşılayamıyor olabilir. Bu durumlarda Yönetim Kurulu ve üst düzey yöneticilerin faaliyetler ile ilgili; amaç, yapı ve bununla ilgili özel riskleri anlamaları ve belirlenen riskleri azaltmaya yönelik çözüm aramaları gerekmektedir.

Prensip 14
Bankanın yönetişimi, ortaklarına, mevduat sahiplerine, pay sahiplerine ve paydaşlarına karşı yeterli ölçüde şaffaflık sağlamalıdır.


Kaynak:
http://www.bis.org/publ/bcbs176.pdf

17 Ekim 2010 Pazar

THE EXPLICANS OF THE EXPLICAND

The scientific explanations would be the explanation of the known by the unknown (explicandum).The explicandum is assumed to be known or known to be true. The explican is the object ot our search would be not known; it will have to be discovered.

The explican should not be ad hoc, it must be rich in contend. It must have a variety of testable concequances (independent tests or independent evidence) which are different from the explicandum.

For universal laws of nature, they must be independently tested everwhere and at all times. Thus universal laws are testable and falsifiable. An explanation in terms of testable and falsifiable universal laws and initial conditions can be satisfactory.

The aim of science is to find satisfactory explanations or a set of statements that describes the state of affairs to be explained (explicandum). It is aim of science to find satisfactory explanations and by improving the degree of testability by proseeding to better (advanced) testable theories which means proceeding to theories of ever richer content, of higher degrees of universality, and so of higher degrees of precision. This is actual practice of the theoretical science.